Ana Sayfa | Bilimsel Kurul | Dergi Hakkında | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Yazarlara Bilgi | Copyright | E-Posta
2006, Cilt 23, Sayı 2, Sayfa(lar) 088-094
[ Özet ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ] [ Yazara E-Posta ] [ Editöre E-Posta ]
Tam ve Kısmi Uyku Yoksunluğunda Vücut Sıcaklığı ve Uykululuk Düzeyi Arasındaki İlişki
Levent ÖZTÜRK1, Selma Arzu VARDAR1, Erdoğan BULUT1, Cem KURT2, Mevlüt YAPRAK1
1Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı, Edirne
2Trakya Üniversitesi Kırkpınar Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu, Edirne
Anahtar Kelimeler: Vücut ısısı düzenlenmesi/fizyoloji; sirkadiyen ritm/fizyoloji; uyku/fizyoloji
Özet
Amaç: Uykuya bağlı vücut sıcaklığı değişiklikleri ve çevresel sıcaklığın uyku üzerine etkileri, uyku ve vücut sıcaklığı düzenlenme mekanizmalarının iç içe olduğunu düşündürmektedir. Bu çalışmada tam ve kısmi uykusuzluk koşullarında vücut sıcaklığı değişimleri ile uykululuk düzeyleri arasındaki ilişki araştırıldı.

Çalışma Planı: Etik onay alındıktan sonra 13 sağlıklı genç erkek (yaş ve vücut kütle indeksi ortalamaları sırasıyla 22±1 yıl ve 22.6±1.7 kg/m2) çalışmaya alındı. Laboratuvar ortamında 36 saat uyku yoksunluğu süresince ve bundan bir hafta sonra dört saate kısıtlanmış gece uykusu sonrasında, iki saat ara ile tüm olguların oral vücut sıcaklığı ve uykululuk düzeyi kayıtları yapıldı. Tüm ölçüm saatlerindeki vücut sıcaklığı ile uykululuk düzeyi arasındaki ilişki istatistiksel olarak Spearman korelasyon testi ile araştırıldı. Ayrıca ortalamalar arasındaki ilişkiyi belirlemek için regresyon analizi yapıldı.

Bulgular: Otuz altı saat tam uyku yoksunluğunda vücut sıcaklığı ile uykululuk arasında ilişki saptanamadı. Ancak, bir gecelik kısmi yoksunlukta vücut sıcaklığı değişimi ve uykululuk değişimi arasındaki ilişki anlamlı bulundu (r=0.828; p=0.02).

Sonuç: Bulgularımız ışığında, uyku yoksunluğu süresince uykululuk düzeyinin belirlenmesinde başlangıçta sirkadiyen (vücut sıcaklığı) daha sonra ise homeostatik faktörlerin (uykusuzluk süresi) daha belirleyici olduğu sonucuna varıldı.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Giriş
    Uykululuk, kişiyi uyku uyumaya doğru yönlendiren dürtü ya da uyku eğilimi olarak tanımlanabilir.1 Sağlıklı kişilerde uykululuk, temelde sirkadiyen ve homeostatik faktörler tarafından belirlenmektedir.2 Sirkadiyen faz ya da kişinin sabahçıl ya da akşamcıl olması günün hangi saatinde uykulu hangi saatinde ise daha uyanık olacağını belirleyebilmektedir. Örneğin, sabahçıl tip kişilerde vücut sıcaklığı eğrisi bir miktar daha erken tepe değerine ulaşmakta3 ve bu kişiler tipik olarak akşam saatlerinde daha uykulu olmaktadırlar.4 Homeostatik açıdan bakıldığında ise uykululuk düzeyi, öncesindeki uyanıklık süresi ile de yakından ilgilidir. Yeterli bir gece uykusunu takibeden ilk birkaç saat içindeki uykululuk düzeyi ile 16-17 saatlik bir uyanıklık dönemi sonundaki uykululuk düzeyi farklı olacaktır. Genel bir bakış açısıyla uyanıklık süresi arttıkça uykululuk düzeyi de artacaktır.

    İnsanlarda vücut sıcaklığı yaklaşık 1ºC'lik bir aralıkta en fazla ve en az noktalarına ulaşan sirkadiyen bir ritm gösterir. Bu sinüzoidal ritmik değişim, sabah saat 05:00 civarında en düşük değerlerini gösterirken, akşam saat 21:00 civarında en yüksek değerlere ulaşır. Vücut sıcaklığının sirkadiyen ritmi hipotalamusta yerleşmiş suprakiyazmatik çekirdekler tarafından düzenlenir. Bu endojen etki dışında fiziksel aktivite,5 yemekler,6 menstrüel siklus7 ve uyku8 gibi eksojen faktörler de vücut sıcaklığının sirkadiyen ritmi üzerine etkili görünmektedir. Vücut sıcaklığında meydana gelen değişiklikler gerçekte vücudun ısı üretimi ve ısı kaybında oluşan değişikliklerin bir yansımasıdır. Vücut sıcaklığının günlük değişiminin %75'inden ısı kaybı mekanizmalarındaki değişikliğin sorumlu olduğu, ısı üretiminde meydana gelen değişikliklerin ise vücut sıcaklığı sirkadiyen değişikliklerinin küçük bir bölümünden sorumlu olduğu bildirilmiştir.9

    Vücut sıcaklığı ile uyku eğilimi arasındaki ilişki eskiden beri bilinmektedir. Başlangıçta her iki sistem arasındaki birlikte değişim eğilimi sirkadiyen zamanlamanın uyku üzerine etkisine bağlanmıştır. Ancak, son dönemde yapılan çalışmalar termoregülatuvar değişikliklerin uyku düzenlenmesi üzerine doğrudan etkisi olabileceğini göstermektedir. Diğer bir deyişle sirkadiyen ve homeostatik süreçlerden ayrı ve bunlara ek olarak termoregülatuvar süreçlerin de uykuya eğilimi etkileyebileceği düşünülmektedir.10 Vücut iç sıcaklığında artış oluşturacak düzeyde çevresel sıcaklığın artırılması gece uyanıklık sayısını ve uyku evreleri arasındaki geçiş sıklığını artırmıştır.11 Diğer yandan distal vücut bölgelerinde vazodilatasyonla birlikte ısı kaybının artırılmasının, uykululuğu artırdığı ve vücudu uykuya hazır hale getirdiği gösterilmiştir.12 Yukarıdaki çalışmalar, normal uyku-uyanıklık döngülerini sürdüren sağlıklı kişilerde vücut sıcaklığı değişikliklerinin uykululuk düzeyi ya da uykuya eğilim düzeyi üzerine etkili olduğunu göstermektedir. Benzer bir etkinin uykusuzluk ya da uzamış uyanıklık koşullarında da geçerli olup olmadığı ise henüz açık değildir. Bu çalışmada, tam ve kısmi uyku yoksunluğu koşullarında, vücut sıcaklığı değişiklikleri ile uykululuk düzeyi arasında olası bir ilişki araştırıldı.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Materyal ve Metot
    Çalışma grubu
    Etik onay alındıktan sonra 13 sağlıklı genç erkek katılımcı çalışmaya alındı. Tüm katılımcılara öncelikle Pittsburgh uyku kalitesi indeksi (PUKİ), Horne-Ostberg sabahçıl akşamcıl anketi (HOSAA) ve Epworth uykululuk ölçeği (EUÖ) doldurtuldu. Pittsburgh uyku kalitesi indeksi, Türkçe versiyonunun geçerlilik ve güvenilirlik analizleri yapılmış13 ve kişinin uyku sağlığı hakkında önemli bilgiler veren bir soru formudur. Horne-Ostberg sabahçıl akşamcıl anketi Türkçe versiyonunun geçerlilik analizleri yapılmış14 ve kişiyi vücut sıcaklığının sirkadiyen değişim paternine göre “sabahçıl”, “sabahçıla yakın”, “ara tip”, akşamcıla yakın” ve “akşamcıl” olmak üzere beş tipe ayıran bir değerlendirme formudur. Epworth uykululuk ölçeği de kişinin son bir ay içinde günlük aktiviteleri sırasında kendini ne derece uykulu hissettiğini sayısal olarak belirleyen, Türkçe versiyonunun geçerlilik güvenilirlik analizleri yapılmış15 bir soru formudur. Epworth uykululuk ölçeğinde kişi 0-24 arası bir değer alabilir. Epworth uykululuk ölçeği değeri 10 ve üzerinde olanlar için “gün içi artmış uykululuk”tan söz edilir. Epworth uykululuk ölçeği değerinin 10'un altında olması çalışmaya dahil edilme kriteri olarak kabul edildi. Son bir aydır düzenli uyku-uyanıklık ritmini sürdüren ve öykü, muayene ve soru formu değerlendirmeleri bakımından sağlıklı görülen sigara alışkanlığı olmayan gönüllüler laboratuvara alındı.

    Uykusuzluk protokolleri
    Katılımcıların laboratuvar ortamında iki araştırmacının gözetimi altında önce 36 saat uykusuzluk süresince ve bundan bir hafta sonra dört saate kısıtlanmış bir gece uykusu sonrasında iki saat arayla oral vücut sıcaklığı ve uykululuk düzeyi kayıtları yapıldı. Tam uyku yoksunluğu doğrudan uyku uyunmayan süreye bağlı ve tek tip olmasına karşın, kısmi uyku yoksunluğu iki farklı şekilde uygulanabilmektedir: i) erken yoksunluk (early-night deprivation) ve ii) geç yoksunluk (late-night deprivation). Erken yoksunluk modelinde kişilere saat 03:00-07:00 arasında, geç yoksunluk modelinde ise saat 11:00-03:00 arasında olmak üzere dört saat süreyle uyuma izni verilmektedir. Çalışmamızda erken yoksunluk modeli kullanıldı. Katılımcıların uyku yoksunluğu dönemi süresince yeme içmelerine herhangi bir kısıtlama getirilmedi. Uyku yoksunluğu dönemi masa başı oyunlarıyla geçirildi.

    Vücut sıcaklığı ve uykululuk düzeyi ölçümleri
    Vücut sıcaklığı ölçümünde elektronik termometreler kullanıldı. Termometre dil altına yerleştirilerek ölçümün tamamlandığını belirten sinyal sesi duyulana kadar ağız kapalı şekilde beklendi. Oral vücut sıcaklığı ölçümleri yemeiçme, egzersiz ya da benzeri aktiviteler sırasında ve bu tür aktivitelerden yarım saat öncesi ve sonrasını kapsayacak zaman dilimi içinde yapılmadı. Uykululuk düzeyinin belirlenmesinde görsel analog ölçek kullanıldı. Beyaz zemin üzerine yatay olarak çizilmiş 100 mm boyunda bir çizginin sol ucuna “hiç uykum yok” sağ ucuna ise “çok uykum var” ifadeleri yazıldı. Hissedilen uykululuk düzeyinin çizgi üzerinde denk geldiği yere işaret konulması istendi. Daha sonra çizginin sol ucu ile işaret arası mesafe cetvelle ölçüldü ve milimetre cinsinden kaydedildi. Görsel analog ölçek, patolojik olmayan uykululuğun ölçülmesinde diğer yöntemlerden daha iyi sonuç vermektedir.16 Uygulamanın kolay olması ve kısa sürmesi, kişiler arası karşılaştırmadan ziyade aynı kişide zaman içindeki değişikliklerin belirlenmesinde kullanılacak olması nedeniyle tercih edildi.

    İstatistiksel analiz
    Tüm ölçüm saatlerindeki vücut sıcaklığı ve uykululuk düzeyi arasındaki ilişki Spearman korelasyon testiyle araştırıldı. Her iki parametrenin zaman içindeki değişimini de analize katmak amacıyla ölçüm saatlerine ait değerlerin ortalamaları alındı. Vücut sıcaklığı ve uykululuk düzeyi ortalama değerleri arasındaki ilişkiyi belirlemek için Enter yöntemiyle regresyon analizi yapıldı. Tüm testler için p<0.05 düzeyi istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Bulgular
    Çalışma grubunun yaş ve vücut kütle indeksi ortalamaları sırasıyla 22±1 yıl (21-26) ve 22.6±1.7 kg/m2 (20-25) olarak belirlendi. Uyku özellikleri ile ilgili değerlendirmeler Tablo 1'de verilmiştir. Öykü özellikleri dikkate alındığında katılımcılarda habitüel horlama, uykuda nefes durması, uykuya dalma güçlüğü gibi uyku patolojisi yönünde herhangi bir özellik saptanmadı. Bir kişide sübjektif uyku kalitesinin iyi ya da kötü olduğunu söyleyebilmek amacıyla uygulanan Pittsburgh uyku kalitesi indeksi için kesme değeri 5'tir. Pittsburgh uyku kalitesi indeksi değeri 0-21 arasında bir değer alabilir. Pittsburgh uyku kalitesi indeksi değeri 5'in üstüne çıkan kişilerde uyku kalitesinde bozulma var demektir. Çalışma grubunun PUKİ ortalamasının 3.7 olması, grubun çalışma öncesi uyku kalitesinin iyi olduğunu göstermektedir. Horne-Ostberg sabahçıl-akşamcıl anketine göre çalışma grubunu oluşturan 13 kişinin altısının sabahçıla yakın tip, yedisinin ise ara tip olduğu saptandı. Sabahçıl, akşamcıl ve akşamcıla yakın tiplerde katılımcı yoktu. Bu durum, sirkadiyen faktörler bakımından çalışma grubunun nispeten homojen olduğunu göstermektedir.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 1: Çalışma grubunun uyku özellikleri

    Otuz altı saat tam uyku yoksunluğu süresince eş zamanlı olarak gerçekleştirilen vücut sıcaklığı ve uykululuk düzeyi ölçümleri Şekil 1'de verilmiştir. Her iki grafik incelendiğinde uykusuzluğun ilk bölümünde vücut sıcaklığı ve uykululuk düzeyi arasında ters yönde bir ilişki gözlenirken, uykululuğun ikinci yarısında ilişkinin ortadan kalktığı görülmektedir. İstatistik analizinde öncelikle her ölçüm saatindeki veriler arasında ilişki Spearman korelasyon testi ile incelendi ve istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki saptanamadı, daha sonra ölçüm saatlerine ait ortalama değerler arasında Enter yöntemiyle regresyon analizi yapılarak uykusuzluk süresince olan değişiklikler de analiz içine alındı, ancak yine istatistiksel bakımdan anlamlı bir ilişki saptanamadı (r=0.136, p>0.05).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Şekil 1: Otuz altı saat tam uyku yoksunluğu süresince eş zamanlı oral vücut sıcaklığı ve uykululuk düzeyi ölçümleri.

    Çalışmamızın ikinci bölümünde aynı grupta kısmi uyku yoksunluğu modelinde benzer kayıtlar yapıldı. Çalışma gecesinde dört saatle kısıtlanan uyku dönemi (03:00-07:00 arası) sonrasında 12 saat süreyle yapılan vücut sıcaklığı ve uykululuk düzeyi ölçümleri Şekil 2'de verilmiştir. Her iki grafik incelendiğinde uykululuk düzeyi ile vücut sıcaklığı arasında ters yönde bir ilişki görülmektedir. Her ölçüm saatine ilişkin veriler arasında yapılan korelasyon analizinde anlamlı bir ilişki saptanmadı. Ancak, ortalama değerler arasında yapılan regresyon analizi zaman içinde her iki parametrenin değişimleri arasında istatistiksel bakımdan anlamlı bir ilişki olduğunu gösterdi (r=0.828, p<0.02).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Şekil 2: Bir gecelik kısmi uyku yoksunluğunu takibeden 12 saat süresince eş zamanlı oral vücut sıcaklığı ve uykululuk düzeyi ölçümleri.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Tartışma
    Vücut sıcaklığındaki azalmaya uykululuk düzeyindeki artışın eşlik ettiği uzun süreden beri bilinmektedir. Başlangıçta, vücut sıcaklığındaki azalmanın uykunun bir sonucu olduğu düşünülse de deneysel çalışmalar bu görüşü desteklememiştir.17 Eş zamanlı poligrafik kayıtlarda önce rektal sıcaklığın azaldığı ve uykunun bundan sonra başladığı görülmüştür. Vücut sıcaklığı değişikliklerinin ve özellikle ısı kaybını sağlayan mekanizmaların aktivasyonu sonucu deri sıcaklığının artışının uykululuğu artırdığı ve vücudu uykuya hazırlık durumuna getirdiği yakın zamanda yapılan çalışmalarla ileri sürülmüştür.18 Bu modele göre deri sıcaklığının sirkadiyen modülasyonu 24 saate yayılan uykululuk düzeyini belirlemede nöronal ve nörohormonal faktörlere ek bir sinyal yolağı oluşturmaktadır. Sözü edilen çalışmalar normal uyku/uyanıklık döngüsü devam ederken uyanıklık süresince uykululuk düzeyini ve uykuya hazır duruma gelmeyi belirlemede vücut sıcaklığının önemini vurgulamaktadır. Çalışmamızda ise ilk defa sağlıklı kişilerde uzamış uyanıklık koşullarında da vücut sıcaklığı değişimlerinin uykululuk düze yini belirlemede etkili olup olmadığı araştırılmıştır. Bulgularımız detaylı incelendiğinde uzamış uyanıklık ya da uykusuzluk süresince, uykululuk düzeyinin belirlenmesinin bifazik özellikler gösterdiği dikkati çekmektedir. Uykusuzluğun 24 saati aşmayan döneminde uykululuk düzeyini belirleyen faktörler, ağırlıklı olarak sirkadiyen faktörler (örn. vücut sıcaklığı) iken, uykusuzluğun 24 saati aşan bölümünde homeostatik faktörler (örn. uykusuzluk süresi) daha ağırlıklı olarak uykululuk düzeyini belirlemektedir. Çalışmamızda hem tam hem de kısmi uyku yoksunluğunu takibeden ilk 12 saatlik dönem içinde vücut sıcaklığı ile uykululuk düzeyi arasında bir ilişki gözlenirken, tam uyku yoksunluğunun son 12 saatinde (24-36. saatler arası) uykululuk düzeyinin vücut sıcaklığı değişiminden bağımsız hareket ettiği görülmüştür (Şekil 3a, b). Diğer bir deyişle, uykusuzluğun ilk 24 saatlik döneminde vücut sıcaklığının azaldığı saatlerde uykululuk düzeyinin arttığı, vücut sıcaklığının arttığı dönemlerde ise uykululuk düzeyinin azaldığı görülmektedir. Uyku yoksunluğunun ileri dönemlerinde ise vücut sıcaklığından bağımsız olarak uyanık kalınan süre uykululuk düzeyinin belirlenmesinde daha etkili olmaktadır. Literatür taramalarına göre bu tip bifazik etkilenme ilk defa bu çalışmayla ortaya konulmaktadır. İlgi çekici bir nokta da, uyku yoksunluğunun tam ya da kısmi olmasına bakılmaksızın, takibeden ilk 12 saatlik dönemde uykululuk düzeyi ile vücut sıcaklığı değişikliklerinin benzer özellikler göstermesidir. Bu dönemde her iki tip uykusuzluk modelinde de vücut sıcaklığında artış olurken uykululuk düzeyinde azalma ve sonra da tam tersi bir ilişki görülmektedir (Şekil 1, 2). Burada kısmi uyku yoksunluğunun bir geceyle sınırlı olması, geç dönemde gözlenebilecek değişiklikleri değerlendirme açısından bir kısıtlılık oluşturmaktadır. Kısmi uykusuzluğun en az dört-beş gece arka arkaya sürdürüldüğü bir protokolün kullanılacağı çalışmalar daha kuvvetli bilgi sağlayacaktır.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Şekil 3: Sekiz saatlik uyku, dört saatlik kısmi uyku ve 24 saatlik uykusuzluğu takibeden 12 saatlik periyotta oral vücut sıcaklığı. (a) Uykululuk düzeyi ve (b) ölçümleri. Kont: Sekiz saatlik normal uykuyu takibeden 12 saatlik dönem; Pars: Dört saatlik gece uykusunu (03:00-07:00) takibeden 12 saatlik dönem; Total: Yirmi dört saat uykusuzluğu takibeden 12 saatlik dönem; vc: vücut sıcaklığı; göa: görsel analog ölçek.

    Kronotipoloji bakımından insanları belli alt gruplara ayırmak mümkündür. Mental ve fiziksel aktivite için günün erken saatlerini tercih edenlere sabahçıl tip ya da uyku tıbbındaki daha yaygın kullanımı ile “tavuklar”, günün geç saatlerinde kendilerini daha uyanık ve aktif hissedenlere de akşamcıl tip ya da “baykuşlar” adı verilmektedir. Kişinin sabahçıl ya da akşamcıl olması gün içinde uyku eğilimini etkilemektedir.4 Çalışma grubumuzu oluştururken bu faktörü kontrol altına alabilmek için Horne-Ostberg sabahçıl akşamcıl anketi kullanıldı. Çalışma grubu sadece sabahçıla yakın ve ara tiplerden oluşturulduğu için grubun uykululuk düzeylerinin belirlenmesinde kronotipolojinin etkili olmadığını düşünmekteyiz. Sabahçıl ya da akşamcıl olmak, vücut sıcaklığının sirkadiyen ritmiyle belirlenmektedir. Bu bakımdan çalışma grubu vücut sıcaklığı sirkadiyen salınımı açısından da homojen bir grup oluşturmaktadır.

    Bu çalışmanın sonuçlarını yorumlarken kısıtlılık oluşturabilecek faktörleri de göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Vücut sıcaklığının rektal yol yerine oral yoldan ölçülmesi bir dezavantaj gibi düşünülebilir. Ancak, son dönemde yapılan çalışmalar iç sıcaklığa kıyasla deri sıcaklığının uyku ile çok daha fazla ilişkili olduğunu göstermiştir.12,17,19 Gerçekten de insanlarda vücut iç sıcaklığının normal şartlarda büyük değişiklikler göstermesi beklenmez. Deri sıcaklığı ise çevresel sıcaklığın da etkisiyle daha geniş bir aralıkta varyasyon gösterebilir. Deri sıcaklığı, çevresel sıcaklığın algılanması ve buna göre iç sıcaklığı sabit tutacak değişikliklerin yapılması bakımından önemlidir. Termoregülatuvar mekanizmaların çalıştırılması için gönderilen sinyallerin uyku/uyanıklık düzenleme mekanizmalarını da etkilediği düşünülmektedir.20 Örneğin deride vazodilatasyonla birlikte sıcaklığın artışı vücut iç sıcaklığını azaltmakta ve uykuya eğilimi artırmaktadır.19 Diğer bir kısıtlılık kanda melatonin düzeylerinin ölçülmemiş olmasıdır. Melatonin hormonu da epifiz bezinin sirkadiyen ritm gösteren ve uykuyla yakından ilişkili bir sekresyon ürünüdür. Melatonin düzeylerinin iki saat arayla ölçümü çalışmamızın değerini artırabilirdi. Diğer yandan önceki bir çalışmada elektrikli battaniye altında uyutularak vücut sıcaklığı artırılan kişilerde uyku özelliklerinde değişiklikler oluştuğu halde melatonin salgılanmasında değişiklik bulunmamıştır.11 Son olarak, özellikle sekiz saatlik uykuda ve dört saatlik kısmi uykuda, uyku içinde meydana gelebilecek küçük uyanıklıkların, uyku süresini bir miktar da olsa değiştirebileceği düşünülebilir. Bu nedenle belirtilen uyku dönemlerinde polisomnografik kayıt yapılmamış olması da kısıtlılık oluşturmaktadır. Ancak, katılımcıların öykü, fizik muayene ve standardize soru formlarıyla oldukça sıkı bir şekilde değerlendirilmiş olması uyku sırasında büyük miktarda uyanıklık olması olasılığını azaltmaktadır.

    Çalışmamızın sonuçları özellikle vardiyalı çalışanlar, transmeridyen uçuş yapanlar ve gece nöbet tutanlar için önemlidir. Modern yaşam koşulları, gerek iş nedeniyle gerekse sosyal yaşam nedeniyle insanları uykusuzluğun etkileriyle karşı karşıya bırakmaktadır. Uykusuzluk, gündüz uykuya eğilimi artırmakta ve gün içi uykululuk düzeyinin artışı ise kazalara neden olmaktadır. Bugün ülkemizdeki trafik kazalarının önemli bir bölümünün direksiyon başında uyuklamaya bağlı olduğunu biliyoruz.21,22 Bu nedenle uykululuk düzeyini belirleyen faktörleri saptamak ve kontrol altına almak, insan sağlığı dışında ülke ekonomisi, kazaların engellenmesi ve iş güvenliği açısından da önemlidir. Halen vardiya sistemiyle çalışan iş yerlerinde örneğin kişilerin sabahçıl ya da akşamcıl tip olmalarına göre çalışma saatleri belirlenmemektedir. Gerçekte böyle bir ayarlama hem çalışanların iş güvenliğini hem de iş verimini artıracaktır. Bu noktada bulgularımız, tam ya da kısmi uykusuzlukta kişinin uykululuk düzeyinin belirlenmesinde erken ve geç dönemde farklı mekanizmaların ağırlığı olduğunu ve kişiyi uyanık tutmak için alınacak önlemlerin uyanık kalınacak süreye göre ayrı ayrı belirlenmesi gerektiğini düşündürmektedir.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Kaynaklar

    1) Dement WC, Carskadon MA. Current perspectives on daytime sleepiness: the issues. Sleep 1982;5 Suppl 2:S56-66.

    2) Folkard S, Akerstedt T. A three-process model of the regulation of alertness-sleepiness. In: Broughton RJ, Ogilvie RD, editors. Sleep, arousal, and performance. 1st ed. Boston: Birkhauser; 1992. p. 11-26.

    3) Kerkhof GA, Lancel M. EEG slow wave activity, REM sleep, and rectal temperature during night and day sleep in morning-type and evening-type subjects. Psychophysiology 1991;28:678-88.

    4) Hilliker NA, Muehlbach MJ, Schweitzer PK, Walsh JK. Sleepiness/alertness on a simulated night shift schedule and morningness-eveningness tendency. Sleep 1992;15:430-3.

    5) Gander PH, Connell LJ, Graeber RC. Masking of the circadian rhythms of heart rate and core temperature by the rest-activity cycle in man. J Biol Rhythms 1986;1:119-35.

    6) Driver HS, Shulman I, Baker FC, Buffenstein R. Energy content of the evening meal alters nocturnal body temperature but not sleep. Physiol Behav 1999;68:17-23.

    7) Baker FC, Waner JI, Vieira EF, Taylor SR, Driver HS, Mitchell D. Sleep and 24 hour body temperatures: a comparison in young men, naturally cycling women and women taking hormonal contraceptives. J Physiol 2001;530(Pt 3):565-74.

    8) Bach V, Telliez F, Libert JP. The interaction between sleep and thermoregulation in adults and neonates. Sleep Med Rev 2002;6:481-92.

    9) Krauchi K, Wirz-Justice A. Circadian rhythm of heat production, heart rate, and skin and core temperature under unmasking conditions in men. Am J Physiol 1994;267(3 Pt 2):R819-29.

    10) Gilbert SS, van den Heuvel CJ, Ferguson SA, Dawson D. Thermoregulation as a sleep signalling system. Sleep Med Rev 2004;8:81-93.

    11) Fletcher A, van den Heuvel C, Dawson D. Sleeping with an electric blanket: effects on core temperature, sleep, and melatonin in young adults. Sleep 1999; 22:313-8.

    12) Krauchi K, Cajochen C, Werth E, Wirz-Justice A. Functional link between distal vasodilation and sleep-onset latency? Am J Physiol Regul Integr Comp Physiol 2000;278:R741-8.

    13) Ağargün MY, Kara H, Anlar O. Pittsburgh uyku kalitesi indeksinin geçerliği ve güvenirliği. Türk Psikiyatri Dergisi 1996;7:107-15.

    14) Pündük Z, Gür H, Ercan İ. Sabahçıl-akşamcıl anketi Türkçe uyarlamasında güvenilirlik çalışması. Türk Psikiyatri Dergisi 2005;16:40-5.

    15) Ağargün MY, Çilli AS, Kara H, Bilici M, Telcioğlu M, Semiz ÜB ve ark. Epwort uykululuk ölçeği'nin geçerliği ve güvenirliği. Türk Psikiyatri Dergisi 1999;10:261-7.

    16) Monk TH. Subjective ratings of sleepiness—the underlying circadian mechanisms. Sleep 1987; 10:343-53.

    17) van Someren EJW. Sleep propensity is modulated by circadian and behavior-induced changes in cutaneous temperature. Journal of Thermal Biology 2004;29:437-44.

    18) van Someren EJ. More than a marker: interaction between the circadian regulation of temperature and sleep, age-related changes, and treatment possibilities. Chronobiol Int 2000;17:313-54.

    19) Raymann RJ, Swaab DF, van Someren EJ. Cutaneous warming promotes sleep onset. Am J Physiol Regul Integr Comp Physiol 2005;288:R1589-97.

    20) van Someren EJW. Thermosensitivity of the circadian timing system. Sleep and Biological Rhythms 2003;1:55-64.

    21) Öztürk L, Tufan Y, Güler F. Self-reported traffic accidents and sleepiness in a professional group of Turkish drivers. Sleep and Hypnosis 2002;4:106-10.

    22) Öztürk L, Özer C. Prevalence of daytime sleepiness in a group of Turkish public drivers. J Sleep Res 2004;13(Supll 1):832.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • [ Başa Dön ] [ Özet ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ] [ Yazara E-Posta ] [ Editöre E-Posta ]


    "Türkmedline Ulusal Atıf İndeksi"ne dahil dergilerde aldığı atıflar:
    İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Dergisi
    LEVENT ÖZTÜRK
    YANITINI ARAYAN ESKİ BİR SORU: NİÇİN UYURUZ?
    AN OLD QUESTION SEEKING FOR ITS ANSWER: WHYWE SLEEP?

    İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Dergisi 2007; 70(4): 114 - 121.
    [ÖZET]