Klasik kombine yaklaşım timpanoplasti gibi
canal wall up tekniklerde, ameliyat sırasında
yeterli görüşün sağlanmasındaki sıkıntılar nedeniyle
en sık rezidivlerin görüldüğü yerler sinüs
timpani ve anterior atik bölgeleridir.
14,15 Tos
1970'te kombine yaklaşım timpanoplastiyi (diğer
değişle; intakt canal wall mastoidektomi) modifiye
etmiştir. Bundaki asıl amacı, sinüs timpani ve
anterior atik bölgelerine küçük pencereler açarak,
burada rezidivlerin kalmasını önlemektir.
Arka duvarın korunduğu kortikal mastoidektomiye
ek olarak, transkanal, mümkünse intakt
köprülü attikotomi ve geniş otoskleroz turlaması
yapmıştır.
15 Transkanal attikotomi klasik yaklaşıma
göre anterior attiğe daha kolay ve güvenli
varışı sağlamaktadır. Klasik teknikte fasial reces,
sinüs timpani ve stapes, posterior timpanotomi
(veya fasial reces yaklaşımı) ile mastoid kaviteden
yaklaşımla ortaya konulmaktadır. Tos tekniğinde
ise bu bölgeler direkt olarak arka-üst
kemik anulusun otoskleroz turlamasındaki gibi
genişçe açılması ile ortaya konulmaktadır. Uzun
ve Kutoğlu'nun yapmış olduğu randomize kör
prospektif bir kadavra çalışmasında, orta kulaktaki
anatomik yapıların ortaya konması açısından
Tos tekniği, klasik canal wall up ve canal
wall down teknikleri ile karşılaştırılmıştır. Bu
çalışmada anterior atik ve sinüs timpaninin ortaya
konmasında, Tos tekniğinin belirgin olarak
klasik canal wall up teknikten (klasik kombine
yaklaşım timpanoplastiden) üstün olduğu ve
canal wall down tekniğindeki kadar iyi görüş
sağladığı ortaya kondu.
16
Uzun'un17 yaptığı bir çalışmada da, Tos tekniğinin
diseksiyon kenarlarından fasial sinire
olan mesafeler ölçüldü. Dolaylı olarak tekniğin
güvenirliği konusunda yorum yapıldı. Fasial
sinire en yakın mesafe 2 mm olarak chordal
eminence hizasında bulundu. Klasik canal wall
up teknikte fasial reces yaklaşımı yaparken
veya canal wall down mastoidektomide fasial
kabarıklığı indirirken eğer teknik tam manasıyla
yapılırsa, fasial sinire 1 mm'den daha fazla yaklaşılır
ve bu durum Tos tekniğinin bu bakımdan
daha uzakta diseksiyonu nedeniyle daha güvenli
bir teknik olmasını açıklayabilir.17
Tos15 tekniği her ne kadar rezidüel bırakılmaması
açısından iyi olsa da, rekonstrüksiyonu
açısından rekürren kolesteatomların oluşumunda
o derece etkili olamamaktadır. Çünkü
hem arka-üst duvarda hem de attikte zayıf
alanlar, loci minoris resistentiae oluşmaktadır.
Orijinal tarifinde Tos15 bu bölgeleri fasya ile
örtüğünü, herhangi bir rezidüel kolesteatom
büyümesi olduğunda böylelikle bunun görülebileceğini
ifade etmektedir. Rekonstrüksiyonda
kıkırdak veya kortikal kemik kullanılsa bile,
kemik köprü ile zar arasında retraksiyonlar ve
buna bağlı rekürren kolesteatomların olabildiğini
söylemektedir.15 Dolayısıyla Tos tekniğinin
rekonstrüksiyon aşamasının yetersiz kaldığı
görülmektedir.
Kolesteatomun etyolojisi, patogenezi ve cerrahisi
açısında östaki borusu fonksiyon önemli
bir yer tutar.15,18,19 Başarılı dahi olsa, genellikle
kolesteatoma ameliyatından uzun bir süre
sonra bile devam eden östaki borusu fonksiyon
bozukluğu, ameliyat sonrası kulak zarı retraksiyonlarına
ve bunların bazıları da rekürrenslere
neden olabilir.18-20 Retraksiyonları ve rekürrensleri
önlemek açısından kıkırdak iyi bir greft
olabilir. Fakat geniş bir tabaka halinde kullanılması
durumuda yerinden kayma yapabilir
ve işitme sonuçlarını da olumsuz etkileyebilir.
Bununla berber Heermann'ın kıkırdak palisad
tekniğindeki gibi perikondrium içeren kıkırdağı
ince şeritlere keserek rekonstrüksiyonda kullanmak
hem kaymayı hem de işitmenin bozulmasını
engelleyebilir.21-23 Kıkırdak palisad
timpanoplasti özellikle östaki fonksiyonunun
bozuk olduğu kulaklarda (kolesteatoma cerrahisi
sonrası kulaklardaki gibi) ameliyat sonrası
retraksiyonları ve kolesteatoma rekürrenslerini
önler ve fasya ile yapılan timpanoplastideki
kadar iyi akustik geçirgenlik sağlayarak, uzun
vadeli iyi işitme sonuçlarının elde edilmesine
imkan verir.24-26
Uzun, hem Tos tekniği hem de Heermann'ın
palisad tekniği konusunda kendi ve arkadaşları
ile birlikte yapmış olduğu çalışmalardan
elde ettiği sonuçlar neticesinde, bu iki tekniği
2002'de kombine etmiştir11 ve tekniğe kombine
Heermann ve Tos; kısaca CHAT (Combined
Heermann And Tos) tekniği denmektedir
(Şekil 1-4).12,16,17,20,24-27 Kolesteatoma tedavisinde
orta vadeli sonuç olarak değerlendirilebilecek
bu çalışma verilerine göre CHAT tekniği, yaygın
kolesteatoma tedavisinde canal wall down
tekniklere alternatif olabilecek bir canal wall up
tekniktir. Eradikasyonun yüksek oranda olması,
işitme sonuçlarının da tatminkar düzeylerde
olması bunu desteklemektedir. Bununla beraber
uzun vadeli sonuçların analiz edilmesi, daha
çok hasta sayısı ile ve aynı yaygınlıktaki kolesteatomlarda
canal wall down teknikle karşılaştırılması,
tekniğin faydasını veya zayıf yönlerini
daha objektif bir şekilde ortaya koyacaktır.
Teşekkür
Prof. Dr. Cem Uzun, katkılarından dolayı
Prof. Dr. Mirko Tos ve Prof. Dr. Joachim
Heermann'a teşekkür eder.