Çalışmamızda büyük damar ve küçük damar
hastalığına bağlı iskemik inme geçiren hastalarda
ilk 48 saat içinde OTH'ini kontrol bireylerinden
farksız bulduk. Bu alanda yapılan çalışmalarda
birbirinden farklı sonuçlar bildirilmiştir. Toghi ve
ark.
17 akut iskemik inmede trombosit hacmini
kontrollerinkinden daha küçük bulmuşlar, bulgularını
büyük trombositlerin serebral tromboz
anında tüketilmesi ile açıklamışlardır. Hasta ve
kontrol gruplarının az sayıda olgudan oluşması
(22 hasta, 29 kontrol) nedeniyle inme alttipleri
arasında karşılaştırma yapamamışlardır. İskemik
inme altgruplandırmasının yapıldığı bir başka
çalışmada ise, laküner infarkt grubunda OTH
kontrollerinkinden farksız bulunurken, büyük
damar hastalığına bağlı kortikal infarkt grubunda
anlamlı olarak büyük bulunmuştur.
11
O'Malley ve ark.
10 ise akut iskemik inmede
OTH'i büyük bulmuşlar, fakat inme alttiplendirmesinde
laküner infarkt grubu ile büyük damar
grupları arasında farklılık saptamamışlardır.
Yukarıdaki araştırmaların sonuçları arasındaki
farklılık inme altgruplardırmasında farklı kriterler
kullanılmasına bağlı olabileceği gibi, ölçüm
yöntemi farklılıklarına ve grupların az sayıda
hastadan oluşmasına bağlı olabilir. Alınan
kanın EDTA'lı tüpler içinde bekletildiği süre
içinde zamana bağlı olarak trombositlerin hacim
kazandığı bilinmektedir.
18 Çalışmamızda alınan
kanlar dört saat gibi kısa zamanda ölçülmüş,
ancak diğer çalışmalarda da olduğu gibi zamana
bağlı bir düzeltme yapılmamıştır. Sadece
Butterworth ve Bath
11 çalışmalarında bu teknik
sorunu gidermek amacı ile sitratlı tüp içine kan
almışlardır.
Çalışmamızda OTH değerleri ile inme şiddeti
ile ilişki gözlemlenmemiştir. Çalışmamız
ile uyumlu olarak Muscari ve ark.19 National
Institude of Health Score ile yapılan inme şiddeti
değerlendirmesinde OTH ile hasta skorları
arasında anlamlı bir ilişki bulmamışlardır.
Greisenegger ve ark.20 ise çalışmalarında
OTH'nin inme şiddeti ile korele olduğunu,
trombosit reaktivitesinin inme şiddeti ile arttığını
iddia etmişlerdir. Ancak trombosit ömrünün
8-10 gün arası olması, hastaneye yatış sırasında
alınan kan örnekleri ile saptanan bu ilişkinin
akut faz reaksiyonu olma olasılığını ve inme
öncesi dönemde de trombosit fonksiyon bozukluğunun
olması gerektiğini düşündürmektedir.
Geç dönem prognoza yönelik yapılmış, çok
sayıda hastadan oluşan prospektif çok merkezli
bir çalışmada iskemik inme geçirmiş olan
hastalarda OTH büyüklüğünün tekrarlayan
inmeler için bağımsız bir risk faktörü olduğu
belirlenmiştir.21
Çalışmamızda trombosit sayı ve hacminde
anlamlı bir değişiklik bulunmamış olması yanında,
dikkati çeken bir diğer sonuç hasta lökosit
ve nötrofil değerlerinin, büyük damar hastalığı
olanlarda küçük damar hastalığı olanlardan ve
kontrollerden anlamlı olarak yüksek olmasıydı.
Rankin skoru yüksek olan hasta grubunda
hem lökosit hem de nötrofil sayısı yüksekti.
Bu bulgularımız lökosit-inme şiddetini araştıran
diğer çalışmalar ile uyumluydu.22-27 Buck ve
ark.25 serebral infarkt hacmi ile lökosit ve nötrofil
sayısında artışı ilişkili bulmuşlardır. Diğer bir
çalışmada ise geçici iskemik atak sonrasında da
lökosit ve nötrofil artışı olduğu bildirilmiştir.26
Lökositler inflamasyon yanıtı oluşturan, endotel
hasarı yapan ve endotelin antitrombojenik özelliğini
bozan ana hücrelerdir.28 İnsanlarda radioaktif
işaretli nötrofillerin 3-6 saat içinde iskemi
sahasında biriktiği ve 12-24 saat içinde en yüksek
düzeye ulaştıkları belirlenmiştir.29 İskemik alana
göç eden lökositler,30 kan akımını yavaşlatarak
postiskemik reperfüzyon akımsızlık (no-flow)
fenomenini oluşturmaktadırlar.29-31 İntravasküler
lökosit birikimi mikrodolaşımı bozmakta, endotel
hasarını arttırmakta, ve vasospazma yol açabilmektedir.32 Sonuçta lökositoz inme şiddetini
artıran önemli bir faktördür. Ancak Beray-Berthat
ve ark.nın33 çalışmasında lökosit artışının hasarlı
beyin dokusuna ve oksidatif strese göre değişebileceği,
farklı beyin bölgelerinin deneysel iskemik
hasarlarında farklı lökosit yanıtlarının oluşabileceği
gösterilmiştir. Aynı araştırmacılar farklı bir
deneysel çalışmalarında ise iskemik beyin hasarında
lökositlerin infarkt hacmini etkilemediğini
göstermişlerdir.34
Çalışmamızın retrospektif yapılması, kan
örneklerinin EDTA'lı tüpler içine alınarak OTH
ölçümlerinin yapılması sınırlayıcı unsurlarıdır.
Sonuçta bu çalışmada iskemik inme geçiren
hastalarda trombosit hacminin kontrollerden
farklılık göstermediği, inme şiddeti ile ilişkili
olmadığı, ancak lökosit ve nötrofil sayının iskemik
beyin hasarının boyutu ve altta yatan patofizyolojisine
yönelik duyarlı bir bulgu olduğunu
belirledik.
Teşekkür
Çalışmamızın istatistiksel incelemelerine
yaptığı değerli katkılarından dolayı Trakya
Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyoistatistik Anabilim
Dalı'ndan Dr. İmran Kurt'a teşekkür ederiz.