|
|
|
| 2007, Cilt 24, Sayı 2, Sayfa(lar) 150-152 | |
| [ Özet ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ] [ Yazara E-Posta ] [ Editöre E-Posta ] | |
| Yüksek Kardiyak Riskli Hastada Sürekli Spinal Anestezi Uygulaması: Olgu Sunumu | |
| Alkin ÇOLAK, Mehmet Turan İNAL, Cavidan ARAR, Nihal OĞUZHAN, Zafer PAMUKÇU | |
| Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Edirne | |
| Anahtar Kelimeler: Anestezi; sürekli spinal; anestezi; yüksek kardiyak risk | |
| Özet | |
Alt ekstremite cerrahisi anestezisinde, genel anesteziden çok
rejyonel yöntemler tercih edilmektedir. Özellikle yaşlı ve yüksek
kardiyak riskli hastalarda hemodinamik stabiliteyi koruyarak
yeterli anestezi sağlanması temel amaçtır. Acil sağ diz üstü
amputasyon planlanan 63 yaşındaki kadın hasta, altı gün
önce ST yükselmesiz miyokard infarktüsü (Mİ) tanısı konularak
tedavi edilmişti. Olgunun 15 yıldır tip 2 diabetes mellitusu,
10 yıldır hipertansiyonu vardı. İki yıl önce iki damar baypas ile
mitral annuloplasti ve iki ay önce sağ diz altı amputasyon uygulanmıştı. Sağ lateral pozisyonda, L3-4 intervertebral aralıktan
kateter içinden iğne tekniği ile intratekal kateter yerleştirildi.
Serbest BOS akışı görüldükten sonra 2.5 mg %0.5'lik bupivakain
uygulandı. Yeterli duyusal blok seviyesi sağlanana
kadar her beş dakikada bir tekrarlanan 2.5 mg'lık dozlarla toplam 7.5 mg %0.5 bupivakain uygulanarak anestezi sağlandı.
Duyusal blok T10 seviyesine ulaştıktan sonra sırtüstü pozisyon
verildi. Ameliyat süresince hemodinamik olarak stabil
seyreden olguya kateterden ek ilaç uygulanmadı ve bir saatlik
ameliyat sonunda spinal kateteri çıkarılarak servise gönderildi.
Sonuç olarak, özellikle yaşlı ve kardiyak riski yüksek olgularda
alt ekstremite ameliyatları için sürekli spinal anestezi
tekniğinin uygun bir anestezi seçeneği olarak kullanılması gerektiğini düşünmekteyiz. |
|
| Giriş | |
Sürekli spinal anestezide bloğun segmental
ve yavaş oluşması sonucunda kardiyovasküler
sistem adaptasyonunun daha kolay olduğu,
böylece hemodinamik değişikliklerin azaltılabildiği gösterilmiştir. Hemodinamik stabilitenin
önemli olduğu yaşlı ve yüksek kardiyak riskli hastalarda (son 6 ay içinde miyokard infarktüsü
geçirme, konjestif kalp yetersizliği, sinüs dışında
ritm, aort darlığı, 70 yaşın üstündeki hastalar,
acil cerrahi uygulanmış) özellikle alt ekstremite
cerrahisinde sürekli spinal anestezinin epidural
anestezi ve tek doz spinal anesteziye göre
kardiyovasküler ve solunumsal etkileri açısından
net bir üstünlüğü olduğu bildirilmiştir.1,2 Denny ve Selander1 sürekli spinal anestezi yönteminin primer endikasyonunu alt ekstremite cerrahisinin yanı sıra, abdominal cerrahi ve benzer şekilde yaşlı ve yüksek riskli olgular olarak tanımlamışlardır. Bu çalışmada, yeni miyokard infarktüsü geçirmiş ve buna bağlı olarak anestezinin yüksek riskli olduğu bir olguda, acil diz üstü amputasyon için sürekli spinal kateter ile başarılı bir anestezi örneği sunulmaktadır. |
|
| Olgu Sunusu | |
Acil sağ diz üstü amputasyon planlanan 63
yaşında 84 kg ağırlığında kadın hasta, altı gün
önce ST yükselmesiz Mİ tanısı konularak tedavi
edilmişti. Olgunun 15 yıldır diabetes mellitus,
10 yıldır hipertansiyon öyküsü vardı. İki yıl önce
iki damar baypas ile mitral annuloplasti ve
iki ay önce sağ diz altı amputasyon uygulanmıştı. Ameliyat öncesi tetkikleri normaldi, ilaç
olarak düşük molekül ağırlıklı heparin kullanıyordu ve kanama profili normal sınırlardaydı.
Düşük molekül ağırlıklı heparin uygulanmasının ardından yaklaşık 10 saat sonra ameliyat
odasına alınan olgu beş yollu elektrokardiyografi
(EKG), invaziv kan basıncı, periferik oksijen
satürasyonu ile monitörize edildi. Damar yolu
açılarak %0.9 NaCl infüzyonu başlandı. Spinal
anestezi öncesi 250 ml %0.9 NaCl infüze edildi.
Arter kan basıncı 113/72 mmHg, kalp atım sayısı 80/dak, SpO2 %98 olarak ölçüldü. Sağ lateral
pozisyonda L3-4 aralığından medyan yaklaşımla
cilt-ciltaltına 22 G iğne ile 2 mL %2 lidokain enjekte
edildikten sonra 18 G Crawford iğnesi kullanılarak, serum fizyolojiğe direnç kaybı yöntemi
ile epidural aralığa girildi ve kateter içinden
iğne yöntemiyle dura delinerek kateter (Spinocath,b Braun Melsungen AG, D-34209 Melsungen, Germany) intratekal aralığa yerleştirildi.
Kateterden serbest beyin omurilik sıvısı (BOS) akışı gözlendikten sonra 2.5 mg %0.5'lik 0.5 ml
bupivakain (Marcain Spinal Heavy amp, AstraZeneca, İstanbul) uygulandı. Yeterli duyusal
blok seviyesi sağlanana kadar her beş dakikada
bir tekrarlayan 2.5 mg'lik dozlarda toplam 7.5mg %0.5 marcain heavy uygulanarak anestezi
sağlandı. Duyusal blok T10 seviyesine ulaştıktan
sonra sırtüstü pozisyon verildi. Bu sırada sağ
bacakta motor blok düzeyi Bromage 1 iken sol
bacakta motor blok oluşmadı. Ameliyat süresince
hemodinamik (kan basıncı 110-140/60-90mmHg, KAH 80-110 vuru/dk) olarak stabil seyreden
olguya kateterden ek ilaç uygulanmadı.
Bir saatlik ameliyat sonunda spinal kateter çıkarılarak hasta servise gönderildi. Ameliyat sonrası
48 saat boyunca takip edilen olguda kardiyak komplikasyon ve dura delinmesi sonrası baş ağrısı görülmedi. |
|
| Tartışma | |
Kalp dışı cerrahiyi izleyen ölümlerin %25- 50'sini kardiyovasküler kompikasyonlar oluşturur.
Ameliyat sırasında miyokard infarktüsü,
pulmoner ödem, konjestif kalp yetersizliği, aritmiler
ve tromboembolizm daha önceden kardiyovasküler
hastalığı bulunan olgularda sıklıkla
karşılaşılan komplikasyonlardır. Elektif kalp dışı cerrahinin genel olarak kabul edilen kontrendikasyonları,
bir aydan daha kısa süre önce geçirilmiş
miyokard infaktüsü, dekompanse kalp
yetersizliği ve ciddi aort veya mitral kapak stenozudur.3 Olgumuz yeni (6 gün önce) miyokard
infarktüsü geçirmiş ve kardiyak açıdan
yüksek risk sınıfındaydı. Rejyonal anestezi, ameliyat sonrası komplikasyonlar açısından genel anesteziye göre daha güvenli olduğu ve etkin bir ağrı tedavisine olanak sağladığı için özellikle alt ekstremite kırıklarında tercih edilen bir anestezi yöntemidir. Genel ve rejyonal anestezi uygulamaları karşılaştırıldığında, kalça kırığından sonra ameliyat sonrası erken dönemde derin ven trombozu ve mortalite riskinin, rejyonal anestezide daha az olduğu saptanmıştır.4 Spinal anestezi hızlı başlangıcı ve tromboemboli riskinin az olması nedeniyle ortopedik girişimlerde yaygın olarak uygulanan bir rejyonal anestezi yöntemidir.2 Sürekli spinal anestezi, tek doz spinal anesteziyle karşılaştırıldığında, anestezi süresinin ve düzeyinin ayarlanabilmesi, hemodinamik stabilite ve ameliyat sonrası analjezi için kullanılabilmesi gibi üstünlükleri olan, daha yeni ama iyi tanımlanmış bir tekniktir.5 Favarel-Garrigues ve ark.2 ortopedik cerrahi uygulanacak yaşlı hastalarda tek doz spinal anestezi ve sürekli spinal anesteziyi karşılaştırmışlar, sürekli spinal anestezi grubunda bloğun segmental ve yavaş oluşması sonucunda kardiyovasküler sistem adaptasyonunun daha kolay olduğunu, böylece hemodinamik değişikliklerin azaltılabildiğini göstermişlerdir. Araştırmacılar, sonuç olarak hemodinamik stabilitenin önemli olduğu yaşlı hastalarda, alt ekstremite cerrahisinde sürekli spinal anestezinin tercih edilecek yöntem olduğunu savunmuşlardır. Denny ve Selander1 yöntemin primer endikasyonunu alt ekstremite cerrahisinin yanı sıra, abdominal cerrahi ve benzer şekilde yaşlı ve yüksek riskli olgular olarak tanımlamışlardır. Araştırmacılar sürekli spinal anestezinin bu olgularda, epidural anestezi ve tek doz spinal anesteziye göre kardiyovasküler ve solunumsal etkileri açısından net bir üstünlüğü olduğunu bildirmişlerdir.1 Bizim olgumuzda da yeni miyokard infarktüsü nedeniyle hemodinamik stabilite sağlanarak anestezi uygulanması gerektiği için sürekli spinal anestezi kateteri ile blok uygulayarak, hemodinamik değişiklik oluşturmadan ameliyat yapılmasına olanak sağlanmıştır. Sonuç olarak, özellikle yaşlı ve kardiyak riski yüksek hastalarda planlanan alt ekstremite ameliyatları için sürekli spinal anestezi tekniğinin uygun bir anestezi seçeneği olarak kullanılması gerektiğini düşünmekteyiz. |
|
| Kaynaklar | |
1) Denny NM, Selander DE. Continuous spinal anaesthesia. Br J Anaesth 1998;81:590-7.
2) Favarel-Garrigues JF, Sztark F, Petitjean ME, Thicoipe M, Lassie P, Dabadie P. Hemodynamic effects of spinal anesthesia in the elderly: single dose versus titration through a catheter. Anesth Analg 1996;82:312-6.
3) Roizen MF, Fleisher A. Anesthetic implications of concurrent diseases. In: Miller R, editor. Miller's anesthesia. 6th ed. Philadelphia: Churchill Livingstone; 2005. p. 1017-149.
|
|
| [ Başa Dön ] [ Özet ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ] [ Yazara E-Posta ] [ Editöre E-Posta ] | |
|
|
![]() |